Mor Kedi Patisi

Arşiv: » Haziran, 2010 «

Kafeinsiz kahve içmeye başladım şu sıra, nedense kendimi ister istemez daha “elit” hissediyorum. Eskiden kafeinsiz kahve içmişliğim mi vardı sanki? Doktorumun halt yemesi işte …

Şimdi böyle hissediyorum ya, kendi kendime diyorum ki “Panik atak olmasam bari”.

Böyle garip düşünceler içindeyim işte anlamsızca. Ve bağımsızca.

Bu arada ben asıl şey dicektim ya; çok boktan tadı var bu kahvenin !

Uzun zamandır evden çıkmamamın acısını eve girmemek halinde çıkartmaktayım şu sıralar. Tabi bu olayda güzel organizasyonların payı pek büyük. Ayrıca, birileri eğer size haftasonu dinlenirsin diyorsa bilin ki yalandır ! :) Hele şu yaz aylarında imkansızdır, olabilitesi mümkün değildir.

Neyse efendim gelelim bu hafta ki yoğun haftasonu programıma. Biraz kıskandırmak gibi olacak ama napalım. Ben evde otururken siz fellik fellik geziyordunuz ben bi şey diyor muydum ?

Cumartesi sabah 07:00′ de uyandım. Duşumu aldım. Hazırlandım. Aldım elime törpümü, tırnaklarımı her zaman ki gibi şekillendirip en sevdiğim kırmızı tonunda ki ojemi sürdüm. Ojenin kurumasını beklerken sevgili Pandora geldi. Biraz oyalandık, muhabbet falan ettik sonrasında kalktık Fındıklı sahile indik. Oradan Ortaköy’e.

The House Cafe’ ye ilk kez gittim. Girişi gayet sıradan olan House Cafe’ ye girdikten sonra o muhteşem boğaz manzarasına vurulmamak imkansız ! Birde sizi karşılayan, tek tek yanınıza gelip “Hoşgeldiniz” diyen birbirinden güzel, nazik bayanlar varsa bundan daha keyifli bir deneyim olamaz :) Philips Grup Pazarlama Müdürü Didem Tezcan, Halkla İlişkiler Müdürü Burcu Aksoy ve Yardımcı Pazarlama Müdürü Beril Özkan bizi karşılayan gruptu. İnanılmaz kibar, neşeli ve samimi davrandılar. Ki en önemlisi samimiyetti bana göre.

Blogger kimliğimle katıldığım organizasyonlar arasında en beğendiğim iki organizasyondan biri oldu diyebilirim gönül rahatlığı ile. Bir diğerinin yazısına buradan ulaşabilirsiniz :)

Brunch masasına oturduktan sonra kısa bir konuşma yapıldı Philips yetkilileri tarafından ve sonrasında beklenen an gelmişti : İbrahim Zengin gelip bize yeni saç uygulama trendlerinden bahsetti, sorularımıza cevap verdi. Ve sevgili Funda‘yı kuaför koltuğuna davet etti :)

Tüm katılımcıların saç ve makyaj uygulamaları kıyafet, tarz, kişilik özelliklerine göre , make-up artistler, İbrahim Zengin ve ekibi tarafından gerçekleştirildi. Hepimizin ne kadar mutlu olduğunu tahmin edebilirsiniz herhalde :)

Bir kaç saat süren bu işlemler sonrasında herkesin tek tek fotoğrafları çekildi. Tüm bu uygulamalar sırasında da kamera çekimi yapıldı.

Benimle işleri bittiğinde kendimi gayet iyi hissediyordum doğrusu :) Şampanyamı yudumlarken sevdiğim dostlarımla ve kuaförümüzle de bol bol sohbet etme şansım oldu.  Bu sohbet sırasında saçlarımı kestirmeye ve renk değişimine kesinlikle ikna oldum diyebilirim. Kısa süre içinde yeni halimle karşılaşmanız olasılıklar dahilinde :)

Bu güzel organizasyon sonunda evlerimize dağılmak için toparlanmaya başladık, vedalaştık ve gitmek üzereyken bize birer tane maşa ya da düzleştirici hediye edeceklerini söylediler ! E artık bu kadarı da fazla derken buldum kendimi yalan yok :)

Ben tabi ki zaten kıvırcık olan saçlarım için maşa değilde düzleştiriciyi tercih ettim. Saçlarım yapılırken gözüm kalmıştı :) Kısa süre içinde almayı planladığım bir ürün olması beni çok sevindirdi.

Yine de maşanın başarısını da hafife alamam.  Kısa bir süre içinde saçlarım yapılırken kullanılan maşadan edineceğimi söyleyebilirim iç rahatlığı ile. Çünkü iki üründe saçlarımın çok çabuk şekil almasına neden oldu.

Peki ya bu kadar bakımdan sonra eve mi gidilirdi ? Tabi ki hayır ! :)

Önceki durağımız Kadir Has Üniversitesi’n de yapılan Sansüre Karşı  Ortak Platform Toplantısı oldu. Ne yazık ki önceden haberim olmadığından sadece son saatine yetişebildim sevgili Pandora, Funda, Melike ve Olcay ile. Bundan sonra ki görüşmelere daha sık katılmayı planlıyorum kendi adıma.

Daha sonra Taksim Vosvos’ta sevgilim ve Sercan’la buluştum ve tabi yine Pandora’m bana eşlik etti saolsun :) Bir süre sonra Sercan ve Pandora evlere dağıldı ve sevgilimle başbaşa kaldık. Oradan Peyote, Caravan ve Dorock’a geçtik. Dorock’ta Wincih, Amorfia ve bir arkadaşlarıyla karşılaştık. Birazda orada takılıp soluğu Araf’ta aldık. Ve ben zaten sonrasını pek hatırlamıyorum :) Eve nasıl gittim, nasıl yattım uyudum bi fikrim yok :)

Ertesi sabah erkencikten kalkıp Esenler otogar’a gittim. Ağrı’da bi süredir öğretmenlik yapan ortaokuldan arkadaşım İstanbul’a gelecekti çünkü beni görmeye. Onunla buluşup güzel bir kaç saat geçirdikten sonra koşa koşa eve gelip uyudum tabi ki :)

Çok yoğun, keyifli, süper bir haftasonu geçirdim.

Ancak bu hafta bu yazıyı yazabildim çünkü bu haftamda pek yoğun geçti.

Hayatımda bir sürü değişim meydana geldi. Yeni bir iş ve beraberinde olan güzel gelişmelerden bir sonra ki yazımda bahsedicem :)

Şimdi uyumalıyım, yarın iş var malum :)

NOT :

* Philips etkinliği fotoğrafları sanırım kısa süre içinde elimde olacak. Buradan bir kaçını paylaşmayı düşünüyorum.

*Caravan’ a ne yapmışlar öyle ? :( En son lisedeyken gitmiştim.  O zamanlar yürüyecek yer bulamazdık. Şimdi iyice clup tarzı olmuş. Gerçekten yıkıldım.

*Dorock’a ilk kez gittim ama daha sık uğrayacağıma eminim.

*Araf’ı ve deliler gibi dans etmeyi çok özlemişim. Daha sık gitmeliyim :)

Önce ki gün meyve almak için markete gittiğimde gözüme ilişti vivident cult.

Uzun zamandır sakız almadığımı fark ettiğimden ve ambalajı da dikkati çektiğimden aldım bi kutu. Tercihim nane yerine tropikal oldu.

Öncelikle kutunun tasarımını çok başarılı buldum. Açılma şekli diğer benzer ürünlerden farklı. Normalde tek cepte çift sıra halinde dizilen sakızlar burada iki cepte tek sıra halinde dizilmiş. Bu özellikle benim dikkatimi çeken bir ayrıntıydı. Sakızların sarıldığı renkli ambalajın rengi ayrıca canlı tonlarda ve yine başarılıydı.

Fakat ilk sakızı almaya çalışırken uzunca bir süre cebelleştim kutu ve sakızla !

Ve tabi ki beklenen oldu. Sakızın sarıldığı ambalaj kağıdı yırtıldı :(
Her denediğimde aynı sıkıntıyla karşılaştım.

Belki bir çok kullanıcı için önemli bir ayrıntı olmasa da beni çok rahatsız etti. Kutuyu açıp bir kaç sakızı çektiğimde silikon gibi bir şey ile sakızların kutuya sabitlendiğini fark ettim.

Ben tüm bu ayrıntılarda boğulurken sakızın tadından keyif alamadım tabi ki…

Ayrıca bir sakız için 2.5 TL çok fazla bir fiyat.