Mor Kedi Patisi

Kategoriler için arşiv »Ortaya Karışık «

Gün geçmiyor ki yeni bir enteresan insan evladı ile karşılaşmayalım sayın okuyucu.

Yine bir paragöz dolandırıcı ve hikayesi karşımızda.

Pek halim yok, lafı uzatmayacağım bu yüzden (sevinmeyin hemen, hainler!) Zaten sevgili kültür mantarı bi güzel anlatmış. Buradan kendisinin yazısını okuyabilirsiniz efendim.

Neyse…

Kısaca, Mustafa Emir Say ismi ile kiralık dağ evi ilanları verip bi güzel insanları kandırıyorlar. Dolandırılanlardan biri ise bir blog açmış bununla alakalı olarak.

Uzun uzun anlatmış başına gelenleri.

Tamam biliyorum dağ evi falan güzel, romantik şeyler ama dolandırılmayın sayın okuyucu huzur bulucam derken. Okuyun, okutun, yazın ki herkesler bilsin.

Hadi öptüm.

Evet, geldik bir doğum gününe daha.

Bu kez doğum gününü kutladığım ne bir arkadaş, ne kardeş, ne anne, ne sevgili…

Bu sefer ki doğum günü blogumun doğum günü.

Dolu dolu 2. yılını bitirdi bugün Mor Kedi Patisi… Hala küçük bir bebek olmakla beraber yavaş yavaş emeklemekten yürümeye geçişini tamamlıyor…

İlk zamanlar sadece kağıt, kalem bulamadığımda ya da el yazısı yazamayacağım bi yerdeysem – işteysem mesela-  içimden gelenleri kusmak için kullandığım bi acil durum çıkışıydı blogum.

Sonrasındaysa, el yazısını bir kenara koyup devamlı olarak kendimi, tecrübelerimi, kırgınlıklarımı, sinir harplerimi aktardığım, kendimi güvende hissettiğim yer oldu…

Tabi ki şuan ki haline gelmesi çok uzun bir süreçte gerçekleşti…

İlk yayına girdiğinde blogspot uzantılı olan blogumu sonrasında wordpress uzantılı alana taşıdım. Tam alışıyorken bu kez alan adımı aldım ve www.morkedipatisi.com oldum :)

E tabi ki bunlarla bitmedi her şey. Ben ne anlarım eklentilerden ? Anlamam. Ama bir anlayana sordum :) Sevgili Taylan beni hiç kırmadı, hem destek verdi, hemde hosting verdi. Her şeyden önce emekleri için çok teşekkür ediyorum hepinizin huzurunda kendisine.

Sonrasında ise sevgili Aybüke güzel ruhunu dokundurdu hayallerime. Ben anlattım kedilerimi o çizdi. Benim takıldığım yerde o devam etti, kendinden, ruhundan, emeğinden kattı hayalimin içine. Tasarım deyip geçmedi, ince ince dokudu kedilerimi.

İşte şimdi bu kadar emeğin verildiği blogumun yaş günü. Ayrıca bu yazı tam 100. yazım :) Evet 2 yılda belki 100 yazı ne ki diyeceksiniz ama ben sadece yazmış olmak için ya da bu işten bir çıkar uğruna yazmıyorum. Sadece kendimi anlatıyorum burada ve belki benim yaşadıklarımı yaşayan insanlara ulaşabilmek amacım. O yüzden 100 benim için çok büyük bir rakam diyebilirim :) Ve ben minik bir hediye vermek istiyorum bunun hatırına.

Vermeyi planladığım hediye Alacakaranlık serisinin 4 cep boy kitabı.

Çekilişi ise şöyle gerçekleştireceğim;

1) Bloguma üye olup bu yazının altına yorum yapanlar 1 (Bir) çekiliş hakkına,

2) Bloguma üye olup bu yazının altına yorum yapan, ayrıca kendi blogunda bu kampanyadan bahsedip blogumun linkini verenlere (tabii ki yorum yaparken yazının linkini vermeli ki kişi takibini yapabileyim) 2 (iki) çekiliş hakkı tanıyacağım.

Tam 1 ay sonra yani 21 Kasım 2010 ‘ da 1 Asil – 1 Yedek talihli bildiricem (tabii ki çekilişle) . 3 gün içinde asil talihli dönüş yapmazsa yedek talihliye kitapları yollayacağım.

Herkese bol şans diyorum şimdiden :)

Yeryüzünün aldığı yağmur oranı 10 yıllık aralıklarda artar. Bu sene (2010) dünyanın periyodik olarak en çok yağmur alan yıllarından biri olacak, bu nedenle yediğiniz kayısı, şeftali, kiraz, vişne, karpuz, kavun, erik vb. meyvelerin çekirdeklerini lütfen çöpe atmayın, hele çöp poşetlerine ASLA hapsetmeyin. Mümkünse herhangi bir yerde toprağın 10 cm altına gömün. Üzerine de bir bardak su dökün.

Gömme imkanınız yoksa bi poşette bu çekirdekleri biriktirip yanınıza alın ( yada arabanıza koyun) arsa, tarla, toprak yol kenarı, yamaç gibi toprağı gördüğünüz alanlara bu çekirdeklerinizi savurun, korkmayın bu çevre kirliliği değildir aksine çevre için yeni hayattır. Doğa hemen o yeni çekirdekleri kucaklar ve besler…

Yapacağınız en kötü hareket çekirdekleri poşetlere hapsetmektir ! Bunu yapmayın ve yaptırmayın.

Yapılan çalışmalarda doğaya başıboş atılan yada dikilen bu çekirdeklerin en az yarısının yeşerip ağaç veya bitki olduğu kanıtlanmış.
En büyük israflardan birisi meyve çekirdeklerinin çöpe atılması, ülkemiz adına küçümsenemeyecek büyük bir servet…
Daha yeşil bir ülke için, daha temiz hava için, toprak kaymasını önlemek ve yeni nesillerimize yeşil bir dünya bırakmak için hep birlikte elimizden geldiğince meyve çekirdeği gömelim, savuralım, fırlatalım…

Bu uygulama TEMA tarafından başlatıldı ve bilinçli toplum olarak bizlerin desteklerini bekliyor, Doğaya yardım etmek, gelecekte etrafımızı saracak beton ve gökdelenlerden alamayacağımız oksijeni karşılamak için bile bu çekirdeklerden çıkacak ağaçlara ihtiyacımız olacaktır.

Poşete koymadığınız her çekirdek için şimdiden teşekkürler…

(Tema vakfı tarafından yollanmış e-mailden alıntıdır.)