Uzun zamandır uzak kaldım buralardan
En sevdiğim şey olan yazmaya bile vakit ayıramıyorum bi süredir ne yazık ki.
Geçtiğimiz ayın son haftası Cihangir’deki evimizden taşındık.
Taşınmak başlı başına ayrı bir olaymış anladım. Günler önce başlayan kolileme işlemi taşındıktan sonra günlerce o kolileri açma eylemine dönüşüyormuş. Bunu acı bir şekilde öğrendim.
İşe git, eve gel, koli aç, uyu, işe git … gibi bir döngü içine girdim bir süredir
Tüm bu süreç içinde Pandora ciddi anlamda çok destek oldu. Ben işteyken o eve gidip evdeki işlere yardımcı oldu. Yoksa her şeye yetişmek biraz imkansız olacaktı.
Bu sürede hoşuma giden tek şey deliler gibi alışveriş yapmam oldu tabi ki
Eve bi kaç mobilya yanında ufak defek bi milyon şey aldık. Ara ara kıyafet alışverişine çıktım. (Evet içimde ki alışveriş canavarı bölünerek çoğalmakta şu sıra ve ben nedense pek şikayetçi değilim…) Sonrasında saç rengimi ateş kızılından, mandalina turuncusuna çevirdim ama yarın bu değişikliğe bir son verip bambaşka bi değişiklik yapma planım var.
Tüm bunların olduğu sırada minik bir çekilişe katıldım. (Aslında pek minik değildi :p) Yeni keşfettiğim şu blogta gerçekleşen bu çekilişten 100 tl’lik bir boyner hediye çeki kazandım (nyks olarak). Bunun nasıl iyi geldiğini tahmin edebilirsiniz
Yani son dönemlerde hem çok yorucu hemde çok keyifli günler geçirdim. Hala evi tam olarak yerleştiremedim, eksik bi sürü şey var. Ve bi süre daha tam olarak yerleşebileceğimi sanmıyorum.
Bu satırları şuan Lüleburgaz – Büyükkarıştıran’da evli olan kızkardeşim fıstığımın evinin mutfak masasından yazıyorum. Minik bir üye katılacak ailemize, gelmemeye inat etmezse inşallah. 9 ay 8 gündür annesinin karnında kuzu gibi yatmakta olan beyefendi belki doğar diye geldim ama hiç öyle bi niyeti yok kendisinin. Haftaya yeniden buradayım…
Minik sıpayı aldım karşıma konuştum ama teyzesini de dinlemeyecek anlaşılan. Böyle giderse kendisini, çok sevdiği anne karnından zorla alacaklar. Şimdiden annesine çektirmeye başladı. Zamanında bizi çok kızdırdığında annesine “Allah sana senin gibi evlat versin” cümlesini baya içten kurmuşuz sanırım
Burada hava inanılmaz sıcak. İstanbul cennetmiş bunu anladım bir kez daha.
Bu satırları bile bir araya nasıl getiriyorum şuan kendime şaşırıyorum çünkü nefes almaya bile mecalim yok!
Daha fazla da uzatmıycam zaten.
Bir sonraki yazıda yeğenimle beraber bi fotoğrafımı koyabilmek dileği ile…
(Yazacak o kadar çok şey var ki aslında ama hava çok sıcak, klimalı bir ortama geçtiğimde yazıcam hepsini… )





