İlk okula gidiyorum.
Kaçıncı sınıf hatırlamıyorum.
Sadece beyaz okul çoraplarım gözümün önünde. Ve büyük kocaman poşetler.
Yatak odasındayım. Babam salonda.
Annemle ciddi bir kavga etmişler. Nedeni ne hatırlamıyorum. Önemsemiyorum.
Annem dolaptan koca koca poşetler çıkartıyor. Üzerinde yazan markayı hatırlamıyorum ama beyaz üzerine kırmızı logosu var. Hala gözümün önüne geliyor.
Kardeşlerim içeride.
Annem onların eşyalarını topluyor sanırım.
Görmüyorum.
Hatırlamıyorum.
Bırakıyor beni giderken. Bi okula giden benim kardeşlerimin arasında o zaman. Onlar daha ufak.
Bırakıyor beni giderken babamla.
Ağlıyor canımın yarısı. Alıyor beni. Kalkıp arabamıza biniyoruz. “Lüleburgaz`a, babaannene gidicez. Artık orada okuyacaksın” diyor.
Seviniyorum hem içimden, çok seviyorum babaannemi çünkü, sonra kardeşlerimi özlerim ben diyorum.
Bence seviyor babam annemi. Arabaya binince diyor ki; “Bi uğrayalım mı anneannene? Anneni, kardeşlerini görürsün”. Küçüğüm çok ama anlıyorum annemi görmek istediğini. “Gidelim babacım” diyorum. Hep dinliyor babam beni. Hep konuşuyoruz daha o kadar küçükken ben.
Gidiyoruz.
Sonrasını pek hatırlamıyorum.
O güne dair en büyük his içimdeki, nedeni de olsa annem bırakıyor beni giderken.
Böyle işte…





