Mor Kedi Patisi

Etiket Arşivi: » anne «

İlk okula gidiyorum.

Kaçıncı sınıf hatırlamıyorum.

Sadece beyaz okul çoraplarım gözümün önünde. Ve büyük kocaman poşetler.

Yatak odasındayım. Babam salonda.

Annemle ciddi bir kavga etmişler. Nedeni ne hatırlamıyorum. Önemsemiyorum.

Annem dolaptan koca koca poşetler çıkartıyor. Üzerinde yazan markayı hatırlamıyorum ama beyaz üzerine kırmızı logosu var. Hala gözümün önüne geliyor.

Kardeşlerim içeride.

Annem onların eşyalarını topluyor sanırım.

Görmüyorum.

Hatırlamıyorum.

Bırakıyor beni giderken. Bi okula giden benim kardeşlerimin arasında o zaman. Onlar daha ufak.

Bırakıyor beni giderken babamla.

Ağlıyor canımın yarısı. Alıyor beni. Kalkıp arabamıza biniyoruz. “Lüleburgaz`a, babaannene gidicez. Artık orada okuyacaksın” diyor.

Seviniyorum hem içimden, çok seviyorum babaannemi çünkü, sonra kardeşlerimi özlerim ben diyorum.

Bence seviyor babam annemi. Arabaya binince diyor ki; “Bi uğrayalım mı anneannene? Anneni, kardeşlerini görürsün”. Küçüğüm çok ama anlıyorum annemi görmek istediğini. “Gidelim babacım” diyorum. Hep dinliyor babam beni. Hep konuşuyoruz daha o kadar küçükken ben.

Gidiyoruz.

Sonrasını pek hatırlamıyorum.

O güne dair en büyük his içimdeki,  nedeni de olsa annem bırakıyor beni giderken.

Böyle işte…

Evet, geldik bir doğum gününe daha.

Bu kez doğum gününü kutladığım ne bir arkadaş, ne kardeş, ne anne, ne sevgili…

Bu sefer ki doğum günü blogumun doğum günü.

Dolu dolu 2. yılını bitirdi bugün Mor Kedi Patisi… Hala küçük bir bebek olmakla beraber yavaş yavaş emeklemekten yürümeye geçişini tamamlıyor…

İlk zamanlar sadece kağıt, kalem bulamadığımda ya da el yazısı yazamayacağım bi yerdeysem – işteysem mesela-  içimden gelenleri kusmak için kullandığım bi acil durum çıkışıydı blogum.

Sonrasındaysa, el yazısını bir kenara koyup devamlı olarak kendimi, tecrübelerimi, kırgınlıklarımı, sinir harplerimi aktardığım, kendimi güvende hissettiğim yer oldu…

Tabi ki şuan ki haline gelmesi çok uzun bir süreçte gerçekleşti…

İlk yayına girdiğinde blogspot uzantılı olan blogumu sonrasında wordpress uzantılı alana taşıdım. Tam alışıyorken bu kez alan adımı aldım ve www.morkedipatisi.com oldum :)

E tabi ki bunlarla bitmedi her şey. Ben ne anlarım eklentilerden ? Anlamam. Ama bir anlayana sordum :) Sevgili Taylan beni hiç kırmadı, hem destek verdi, hemde hosting verdi. Her şeyden önce emekleri için çok teşekkür ediyorum hepinizin huzurunda kendisine.

Sonrasında ise sevgili Aybüke güzel ruhunu dokundurdu hayallerime. Ben anlattım kedilerimi o çizdi. Benim takıldığım yerde o devam etti, kendinden, ruhundan, emeğinden kattı hayalimin içine. Tasarım deyip geçmedi, ince ince dokudu kedilerimi.

İşte şimdi bu kadar emeğin verildiği blogumun yaş günü. Ayrıca bu yazı tam 100. yazım :) Evet 2 yılda belki 100 yazı ne ki diyeceksiniz ama ben sadece yazmış olmak için ya da bu işten bir çıkar uğruna yazmıyorum. Sadece kendimi anlatıyorum burada ve belki benim yaşadıklarımı yaşayan insanlara ulaşabilmek amacım. O yüzden 100 benim için çok büyük bir rakam diyebilirim :) Ve ben minik bir hediye vermek istiyorum bunun hatırına.

Vermeyi planladığım hediye Alacakaranlık serisinin 4 cep boy kitabı.

Çekilişi ise şöyle gerçekleştireceğim;

1) Bloguma üye olup bu yazının altına yorum yapanlar 1 (Bir) çekiliş hakkına,

2) Bloguma üye olup bu yazının altına yorum yapan, ayrıca kendi blogunda bu kampanyadan bahsedip blogumun linkini verenlere (tabii ki yorum yaparken yazının linkini vermeli ki kişi takibini yapabileyim) 2 (iki) çekiliş hakkı tanıyacağım.

Tam 1 ay sonra yani 21 Kasım 2010 ‘ da 1 Asil – 1 Yedek talihli bildiricem (tabii ki çekilişle) . 3 gün içinde asil talihli dönüş yapmazsa yedek talihliye kitapları yollayacağım.

Herkese bol şans diyorum şimdiden :)

Uzun zamandır uzak kaldım buralardan :(

En sevdiğim şey olan yazmaya bile vakit ayıramıyorum bi süredir ne yazık ki.

Geçtiğimiz ayın son haftası Cihangir’deki evimizden taşındık.

Taşınmak başlı başına ayrı bir olaymış anladım.  Günler önce başlayan kolileme işlemi taşındıktan sonra günlerce o kolileri açma eylemine dönüşüyormuş. Bunu acı bir şekilde öğrendim.

İşe git, eve gel, koli aç, uyu, işe git … gibi bir döngü içine girdim bir süredir :)

Tüm bu süreç içinde Pandora ciddi anlamda çok destek oldu. Ben işteyken o eve gidip evdeki işlere yardımcı oldu. Yoksa her şeye yetişmek biraz imkansız olacaktı.

Bu sürede hoşuma giden tek şey deliler gibi alışveriş yapmam oldu tabi ki :)

Eve bi kaç mobilya yanında ufak defek bi milyon şey aldık. Ara ara kıyafet alışverişine çıktım. (Evet içimde ki alışveriş canavarı bölünerek çoğalmakta şu sıra ve ben nedense pek şikayetçi değilim…) Sonrasında saç rengimi ateş kızılından, mandalina turuncusuna çevirdim ama yarın bu değişikliğe bir son verip bambaşka bi değişiklik yapma planım var.

Tüm bunların olduğu sırada minik bir çekilişe katıldım. (Aslında pek minik değildi :p)  Yeni keşfettiğim şu blogta gerçekleşen bu çekilişten 100 tl’lik bir boyner hediye çeki kazandım (nyks olarak). Bunun nasıl iyi geldiğini tahmin edebilirsiniz :)

Yani son dönemlerde hem çok yorucu hemde çok keyifli günler geçirdim. Hala evi tam olarak yerleştiremedim, eksik bi sürü şey var. Ve bi süre daha tam olarak yerleşebileceğimi sanmıyorum.

Bu satırları şuan Lüleburgaz – Büyükkarıştıran’da evli olan kızkardeşim fıstığımın evinin mutfak masasından yazıyorum. Minik bir üye katılacak ailemize, gelmemeye inat etmezse inşallah. 9 ay 8 gündür annesinin karnında kuzu gibi yatmakta olan beyefendi  belki doğar diye geldim ama hiç öyle bi niyeti yok kendisinin. Haftaya yeniden buradayım…

Minik sıpayı aldım karşıma konuştum ama teyzesini de dinlemeyecek anlaşılan. Böyle giderse kendisini, çok sevdiği anne karnından zorla alacaklar. Şimdiden annesine çektirmeye başladı. Zamanında bizi çok kızdırdığında annesine “Allah sana senin gibi evlat versin” cümlesini baya içten kurmuşuz sanırım :)

Burada hava inanılmaz sıcak. İstanbul cennetmiş bunu anladım bir kez daha.

Bu satırları bile bir araya nasıl getiriyorum şuan kendime şaşırıyorum çünkü nefes almaya bile mecalim yok!

Daha fazla da uzatmıycam zaten.

Bir sonraki yazıda yeğenimle beraber bi fotoğrafımı koyabilmek dileği ile…

(Yazacak o kadar çok şey var ki aslında ama hava çok sıcak, klimalı bir ortama geçtiğimde yazıcam hepsini… )