Mor Kedi Patisi

Etiket Arşivi: » baba «

Eğer sen olsaydın her şey çok daha farklı olacaktı biliyorum.

Tek başıma ayakta durmaya çalışmak yerine bu yorgun halim yerine, senin koruman altında olacaktım.

Kızıyorum sana. Kendine bakmadın diye, erkenden gittin diye.

Çok kızıyorum sana, özlemin kaldı senden diye.

Özlüyorum seni diye kızıyorum.

Sen olsaydın kimse yakamazdı canımı diye kızıyorum sana, sana bu kadar benzediğim için.

Seni çok sevdiğim için,  seni asla görüp bir daha sana sarılamayacağım için.

Bu kadar çaresiz olduğum için.

Merhaba,
Benim ismim Berrin.
26 yaşında, kendi kararlarını hep (sonucu hüsran dahi olsa) kendi vermiş yetişkin bir kadınım.
Çocuğum yok. Evli değilim ama sevgilimle yaşıyorum. 2 tane kedim var.
Ben Berrin.
Kısa etekte giyerim, dekoltede. Erkek arkadaşlarımla yemeğe giderim. Alkol alırım canım çekerse.
Sigara da içebilirim. İstersem kız kıza gece eğlenmeye de giderim sevgilim olmadan.
Ben Berrin.
İstanbul`da doğdum ben bir 10 Nisan günü, öğle saati Taksim İlkyardım`da.
Sevgilimle el ele gezebildim sokaklarda. Babamla karşılıklı bira içip sabahladım. Konserlere gittim,
denize girdim, tatile gittim sevgilimle, doğum günü partilerim oldu, alıp hiç giymediğim kıyafetlerim, ayakkabılarım…
Ben Berrin.
Kafamı sokacak bir evim var, akşamları rahatça uyuduğum bi yatağım. Kitaplarım, keyif aldığım şeyleri alabildiğim
bir yaşamım.
Sağlığım yerinde sayılır. İstediğim insanlar hayatımda, istemediklerim yakınıma bile yaklaşamaz.
Ben Berrin ama olmayabilirdim de.
Babam Çetin, annem Nesrin olmayabilirdi.
Başka bir şehirde doğabilirdim ben.
Başka bi hayat yaşabilirdim.
Belki de 2 kez bile görmediğim bi adamla evlendirilip, şimdiye 4 çocuk doğurmuş olabilirdim.
Kürt derlerdi belki bana.
Hiç bi şeyden haberim olmamasına rağmen, düşman olurlardı. Tek derdim o gün ne yemek yapacağım olurdu belki.
Çocuklarım ayağına nasıl ayakkabı alacağımı düşünürken ben, birileri çocuklarımı öldürmek için planlar yapacaktı belki aynı anda
başka bir yerde.
Beni hainlerle aynı kefeye koyacaklardı belki sadece Kürtçe konuştum diye.
Annem babam başka olsaydı, başka bi yerde doğsaydım, başka olsaydı adım.
Belki de ölmüştüm şimdi.

14.08.2010

Geçen yazımda da bahsettiğim gibi, uzun zamandır yeni bir heyecana sahiptik ailece …

Esmer mi esmer, ufak, bit kadar bir Furkan bekliyorduk…

Fakat minik bebeğimiz ne zamanında doğdu, ne normal bir doğum oldu ne de esmer oldu ! :)

9 ay 10 günü doldurup bi kaç günü de geçirmesine rağmen gelmeyince kendisine müdahale etmek durumunda kaldı doktorlar, neyse ki sapasağlam 3.260 gr, 53 cm bir bebiş olarak dünyaya geldi. Babası gibi kapkara bi bebek beklerken annesi gibi sapsarı olduğu meydana çıktı :)

Öyle güzel bir şey ki insan koklamaya kıyamıyor …

Çarşamba akşam üstü hayatımıza girdiğinden beri kendimizi hepimiz bambaşka hissediyoruz…

Ben çarşamba iş çıkışı ancak gidip görebildim bebişi, ama geldiğimden beri yarım saatten fazla uzak kalamıyorum :/

Yarın İstanbul’ a nasıl dönücem, nasıl uzak kalıcam Furkan’ımdan hiç bir fikrim yok.

Aklıma geldikçe ağlıyorum gizli gizli köşelerde. Sanki ben doğum yaptım, benim hormonlarım şaşmış kendini…

Furkan ağlıyor ben ağlıyorum, kardeşimin canı acıyor ben ağlıyorum, bişi oluyor ben ağlıyorum. Daimi bir baş ağrısına sahibim şu sıra anlayacağınız :)

Bugün Cumartesi, en geç yarın akşam eve dönmeliyim… Keşke kokusu bir şişeye doldurup yanımda taşıyabilsem :(

Öyle çok özleyeceğim ki, şeytan at çantana eve götür diyor :)

Şuan bir yandan lohusa şerbetini kaynatıyorum…  Bu da teyze oluşum gibi ilk kez tecrübe ettiğim bir şey :) Tadını çok merak ediyorum, renginden anladığım kadarıyla oluyor gibi.

Kısa bir ara …

21.08.2010

Kısa bir ara deyip yazımı yarım bırakmamın üzerinden tam 1 hafta geçmiş !

Zaman öyle hızlı akıyor ki, yetişmek imkansız …

Kaldığım yerden devam etmek gerekirse,

Lohusa şerbetim bir harika oldu.

İstanbul’ a Pazar günü dönmeyi düşünürken, o gün geri dönmek istedim birden. Hemen çantamı hazırladım ve Büyükkarıştıran’dan Lüleburgaz’a gittim.

Lüleburgaz’a varmadan önce Tekirdağ’daki arkadaşıma gitmek geldi aklıma bir geceliğine.  Hemen karar verdim ve Tekirdağ arabasına bindim İstanbul arabası yerine :)

Tekirdağ’a eve gittiğim gibi Selen, Senem ve ben kendimizi sahile attık. Gece geç saate kadar arkadaşlarla beraber güzel vakit geçirdik. Eve döndükten sonra Selen’le kapının önünde çekirdek çitleyip çocukluğumuzdan bahsettik.

Uzun zamandır bunu yapmıyorduk. Sanırım daha sık görüşmeliyiz :)

Tabi ki ne yazık ki Pazar günü İstanbul’ a döndüm …

Sanırım bundan sonra daha sık gideceğim memleketime … Malum artık çok tatlı bir sebebim var :)