Mor Kedi Patisi

Etiket Arşivi: » gergin «

İlk gördüğümde aşık olmuştum tipine. Muhakkak sahiplenmeli, Çiko`ya arkadaş olarak eve getirmeliydik.

Bizi kandırdıkları fotoğraf^^

Günlerce Gergin`i ikna etmeye çalışmış ve başarmıştım (tabi başka ne olacak sandın ki?). Sahiplenmeye İstanbul`un bir diğer ucuna gideceğimizi (cehennem sıcağında) bilmiyorduk tabi. İlk sevmeye kalktığımda bir güzel parçalamıştı elimi. Hamile kaldığı için Misha`yı sahiplendirmek isteyen o zamanki sahipleri “hiç yapmadığı şey” dediğine buna inanmamamız gerektiğini bilemezdik!

Minik burunlu cadım eve geleli henüz bir kaç hafta olmuştu bu fotoğrafta.

Önce Çiko`yu, sonra beni, sonra Gergin`i sırasıyla bi güzel çizdi. Sevdirmediği gibi taramaya kalktığımızda karşı apartmandaki köpekleri bile balkona çıkartacak kadar tiz çığlıklar attı. Öyle çok çığlık atıyordu ki, Çiko bile bir şey yapıyoruz sanıp yanımıza gelip bize miyavlıyordu acı acı. Balkondan yan komşuya kaçıyor geceleri. Komşu bir gün anlatıyor; “Gece salondan sesler geliyor bir bakarım ki sizin kedi bizim salonda koltuğa kurulmuş yatıyor!”

Babasıyla oynayan küçük burunlum.

Allahtan çok kızmıyor bize, bizde en kısa sürede çözücez bunu diyoruz fakat Misha hanım fırsat buldukça kaçmaya devam ediyor. İllallah dedirtiyor. Bir süre sonra sevmeyi, taramayı falan bırakıp yalnızca hizmet etmeye başlıyoruz babasının prensesine! Bu böyle aylarca sürdü gitti.  Bebek Misha büyüdü, Çiko`yu dövdü, bizi yanına yaklaştırmadı. Her şeye alıştık derken birden hamile kaldı hanım kızımız!

Misha`hıh kızıştığını, delirir gibi hareketler yapmasından da anlamadık biz. Taki Çiko ile çiftleşene dek!

Çiko bey kısırlaştırılmadan 2 gün evvel Misha sultan ile çiftleşti. Yalnızca bir kez çiftleşip hamile kaldı Misha hanım. Tüm hamileliği boyunca “Bu kontes hayatta bakmaz bebeklere, nasıl büyütücem ben kim bilir kaç tane doğuracak?” diye diye gezdim etrafta.

Hamile Misha :)

Hamile kaldıktan sonra huyu suyu değişiverdi tamamen. Komşuya kaçmak, cam kenarlarında dolanmak, en güzeli ise bizi parçalamak falan bitti. Hatta hasta olduğum bir gün gelip göğsüme yattı, resmen başımda bekledi meleğim.

Hasta annesine bakan Misha kedisi.

Haftalar geçti gitti, ha doğurdu doğuracak hale geldi. Bi gün ev arkadaşımız ile odaları değiştirme kararı aldık. Tüm eşyaları odadan çıkarttık. Yalnızca bir çekyat kaldı.Ve sadece sevilirken miyavlayan, normalde “miv” bile demeyen Misha garip sesler çıkartarak çekyatın arkasına girmeye çalışmaya başladı.

Evet, doğum başlayacaktı ve oda bomboştu!

Hemen kirli sepetini yan yatırıp içine havlular koydum. Eski bir yorganı da en alta serdim altına ve ışığı kapatıp çıktık odadan. İçimiz içimizi yerken korkuturuz diye giremedik bir süre odaya. Ve sonunda dayanamayıp baktığımızda ilk bebeğimiz gelmişti bile! Simsiyah bir bebek!

Bir süre sonra ard arda 2. ve 3. bebeklerde geldi. Fakat Misha 2. `yi bırakıp 3.`nün kesesini yırtıp yalamaya başladı. Bir süre bekledikten sonra biz 2. bebeğin kesesini kesip, nefes almasını sağlayıp (hafifçe burnuna vurup, üfledim ne yaptığımı bilmeden, sadece şansımı denedim :/ ) Misha`nın yanına koyduk. Tam 4 saat sonra ise son bebeğini, sarışın oğlanı doğurdu kızım.

Ve dünyanın en güzel deneyimlerinden birini yaşattı bize.

Dünyanın en güzel anne kedisi...

“Bebeklere bakmaz” dediğim Misha, sevmek için kucağıma aldığım bebeklerini tek tek gelip enselerinden tuttuğu gibi kaçırdı benden.

Tuvalet kullanmayı (1 kez bile kum dışında başka yere çiş yapan bebek olmadı kullanacak kadar olduklarından sonra), su içmeyi, mama yemeyi, koltuklara tırmanıp sonra atlamayı, oyun oynamayı öğretti kızım hepsine tek tek.

Yaramazlık yaptıklarında kızıp patiledi, mama saati geldiğinde hepsini çağırıp emzirdi.

Gördüğüm, tanıdığım bir çok insandan daha güzel annelik yaptı bebeklerine. O dönem çalışmayıp tüm gün onlarla olduğum için çok şanslıydım.

Doğumdan bir kaç hafta sonra...

Bebekler 60-65 günlük olana dek bizimle kaldılar. Sonra tek tek yuvalandılar…

Çiko bebekler doğduktan sonra zaten eve gelmez olmuştu ve biz Misha hanım ile başbaşa kaldık.

Artık yumoş gibi bi kedi haline gelmişti hanım sultan. Baba kucağından inmeyen (yine bana yüz vermiyordu yani), yaramazlıklara ara vermiş, eve gelen misafir kedilere en azından saldırmaya bırakmış bir cadı…

Beraber geçirdiğimiz son güne kadar; bizimle uyuyan, bize 4 tane dünya tatlısı torun veren, evimize neşe getiren, hayatıma giren tüm canlılar arasında bambaşka yeri olan, asla unutmayacağım, her anımızı dünmüş gibi hatırlayacağım minik burunlu, güzel kızım…

Hala gittiğini düşündükçe kalbim acıyor, gözlerimin dolmasına engel olamıyorum.

Yerini hiç kimse, hiç bir şey, hiç bir canlı doldurmayacak.

Seni çok seviyoruz.

Torunların birinden ne yazık ki hiç haber alamıyoruz…

Diğerleri ise kocaman oldular. Hepsi kızımın güzel gözlerine sahip oldu şansımıza…

İlk doğan kız, Cevriye...

İki numaralı hanım kız Misty...

Ve dördüncü numara Bifo bey...

Hepsini sanki dün yaşamış gibiyim… Canımın içini dün koklamış gibiyim…

Son minik nefesini verirken kollarımda, çok büyük bir parçamı da aldın gittin yanında…

Seni hiç unutmayacağım bi tanem.

 

Kategori: Kişisel  Etiketler: , , , ,  2 yorum

 

Sabah huysuzca uyanılır.

Sergiye gidilir, gezilir. Sonrasında çay keyfi yapılır.

Oradan Taksim tünele gidilir, güzel bir yemek yenir.

Dükkan Buger`de Gergin bekleyiş!

İrish Pub, içmeden sarhoşuz!

İrish Pub daha ilk biralar...

Henüz gözler fıldır fıldır.

Olimpia, 80`ler 90`lar pop partisi...

Olimpia, Partiye hazırız, içmeye hazırız...

Yavaştan çakır keyif.

Yavaştan çakır keyif.

Pulp Fiction Soundtrack

Carteeeeeeeeel

Çok güzel olduk..

Kikir kikir olduk

Gecenin sonuna doğru, e olduk biz...

Uyku evvelsi ^^

 

 

Uzun zaman süren beraberliklerde yıl dönümleri kutlamak bir süre sonra gerçekten zorlaşıyor.

Yapılacak her şey yapılmış, gidilecek yerlere gidilmiş, yemeklere çıkılmış, eğlenilmiş, evde kutlamalar yapılmış vs.

Tüm bu yıl dönümleri planlarını ise sevgilim Gergin`e paslamışımdır.

Bu yıl ise görevi bana devretti. Benim organizasyonları her zaman mahvettiğimi, kesinlikle eksik bir şeyler olacağını ya da yanlış zamanlama yüzünden bir şeylerin patlayacağını bile bile … ve son 2 hafta kala !!!

Bir önceki yılı evde yemek hazırlayıp, şarap içip, muhabbet ile kutlama yaptığımız için böyle bir plan yapıp ucuz kurtulmam mümkün değildi…

Günler geçmeye başladı ve aklıma ise tek bir şey dahi gelmiyordu!  Ta ki sevgili arkadaşım Gabriela`nın facebookta paylaştığı blog yazısını ve gerçekleştirdiği kampanyayı görene dek.

Hemen yazıya sorunun cevabı ile birlikte yorum bıraktım tabi ki. Ve Gergin`i taciz ettim yorum bıraksın diye. (Evet bunu yaptım ne var?!)

Yalan yok pek umudum yoktu kazanacağımıza ama denemekten ne çıkar ki dedim.

Veeeee Gergin`in yorumu seçildi!

Ne kadar sevindiğimi tahmin edebilirsiniz herhalde! Tek sorun hafta içi konaklanacak olmasıydı. Ama olsun dedik. Pazar günü için güzel bir plan yapar, Pazartesi The Pera`da kalırız diye düşündük… Yıl dönümümüz ayın 22`sinde olduğundan 21 için rezervasyonumuzu yaptırdık.

Rezervasyon yaptırdık ama bizi bir sürpriz daha bekliyordu; Cumartesi gecesi rezervasyon yoğun olmadığı için bizi Cumartesi gecesi ağırlamak istiyorlardı !

Cumartesi günü için, Pazar gününe de sarkan güzel bir plan yaptık Gergin ile. Sabahtan yollara düştük. Akşam üzeri Pera`ya gidip giriş yaptık.  Tüm gün oradan oraya gittiğimiz için inanılmaz yorgunduk.

Bu arada The Pera`nın yeri çok rahat bulunabilir. Tam Şişhane Metro durağının çaprazında kalıyor. :)

Lobiye girdiğimizde ismimizi söyledik ve rezervasyonumuz olduğunu belirttik. Ve fakat rezervasyonumuzun olmadığını söyledi lobideki arkadaş. Erdal bey`in haberi olduğunu söylediğimizde ise her ne kadar inanmasalar da kibarlıklarından bir şey kaybetmeden bizi boş bir odaya yerleştirdiler.

Minicik, kutu gibi bir oda, ama tertemiz. Minnacık, pırıl pırıl bir banyosu var. Tam çantamı bir kenara koydum, perdeleri kapattık, biraz uzanıp sonrasında eğleneceğimiz mekana geçicez kapımız çalındı.


Kapıda bizi odaya çıkaran görevli, biraz da utana sıkıla ufak bir yanlışlık olduğunu belirterek bizi asıl odaya çıkarttı.

Odaya girdiğimizde bizi inanılmaz bir manzara karşıladı. Karşı kıyı, Galata Kulesi tamamen ayaklarımızın altında. Kocaman, ferah bir oda…

(Fotoğraf çekmek ayrı bir meziyet olduğundan ve ben bunu pek beceremediğimden kusuruma bakmayın lütfen.)


Bir süre camdan dışarıyı izledik, muhabbet ettik. Ben tabi bu esnada bir kaç fotoğraf daha çektim.


Öncelikle her yer pırıl pırıldı. Daha önce bir çok otelde konaklama şansım oldu ve bi sürü şey ile karşılaştım. Bunun için en çok temizliğe takıntılıyım.

Sanki haftalarca kalacakmışız gibi özellikle banyonun temizliğini kontrol ettim diyebilirim.

Fotoğrafı da yamuk yumuk çekmişim, idare edin :)

Bir kaç saat odamızda dinlendikten sonra programımıza devam etmek için çıktık The Pera`dan…

Gece 3 gibi geri döndük.

Lobide yine kibarca karşılandık. Sabah kahvaltısının 10:00 `a kadar devam ettiğini hatırlattılar.

Tabi ki kahvaltıya kadar uyanamayacağımız kesindi. Ayrıca yatak o kadar rahattı ki uykuya doyamadım.

Ancak 11:00 gibi kalkıp toparlanmıştık.  Zaten check out 12:00`ye kadar olduğundan “E gidelim bari” dedik.

Lobiye inerken tabi başka odaların önünden de geçtik, fırsat bu fırsat başka bir odanın daha fotoğrafını çektim. Saat 11:00`de bütün odalar toparlanmış, havalandırılmıştı.

Tabi biz kahvaltıyı kaçırdığımız için çıkış yaptırıp oteli terk ettik.

Çay kaşığı koleksiyonu...

Gerçekten iyi bir şekilde ağırlandık, keyifli, rahat bi gecenin ardından harika bir uyku çektik.

Gittiğimiz mekanlara yakın bi yer olduğundan rahat rahat gezdik tozduk. The Pera`da tek kişilik, çift kişilik (tek ve çift yatak seçimleri ile) ve üç kişilik oda seçenekleri olduğunu belirtmeden edemiycem.

Ayrıca The Pera`nın her köşesi ince bir zevkle döşenmiş. Ferah, sempatik ve huzur verici.

Ne şirin di mi dekorasyon ^^

İstanbul`da yaşayıp gece geç saatlere dek Taksim`de eğlenmek isteyip “Eve nasıl dönücem o saatten sonra?” diye düşünenler, İstanbul dışından gelip “Konaklayacak temiz, rahat, güvenli bir yer nereden bulucam?” diyenler,  sevgilisine, eşine güzel bir gece yaşatmak isteyenler, işte aradığınız yer diyebilirim gönül rahatlığı ile.

E son olarak adres ve telefon numarasını da vereyim bari tam olsun :)

Adres: Meşrutiyet Cad. No: 113 Beyoğlu İstanbul
Tel: 0212 292 50 00

Eh birde sitesinin linkini vermiş olayım.

Benden artık bu kadar, gerisi size kalmış. Beni dinlerseniz pek geç kalmayın bu keyifli mekanı keşfetmek için.

Hoşçakalın :)