Mor Kedi Patisi

Etiket Arşivi: » Sinema «

Dün evde oturdum film izledim.

Ada-Zombilerin Düğününü çok merak ediyordum. Makyajları özellikle görmeyi istiyordum.

Doğruyu söylemek gerekirse çok başarısız bir film bekliyordum.Tahmin ettiğim kadar kötü değilmiş. Güzel bir komedi filmi olmuş. Keyifli vakit geçirdim izlerken.

Üzerine bir de Vavien izledim. Bayıldım. Öyle hayatın içinden bir konu seçilmiş ki. Doğrusunu söylemek gerekirse sanırım Taylan Biraderler ilk kez bir iş başardılar. En azından benim düşünceme göre.

Ama sonu eksik kalmış sanki. Bana öyle geldi.

(Bende pat diye bitiriyorum yazıyı)

Doğum günü telaşesini atlattıktan sonra bi günü tamamen kendime ayırıcam.

Sabah erken kalkıp tünele yürüyüş, hafif bir kahvaltı, en sevdiğim cafede kahve ve tarot falı…Tüm gün yazı yazıp, kitap okuyup, kendimi dinleyeceğim. Telefonlarım kapalı olacak. Belki akşam sinemaya da giderim…

Uzun zamandır yapmıyorum bunu.

Artık zamanı geldi :)

Arada bir yalnız kalmalı insan. Kendi sınırlarını çizmeli.

Eşofmanlarımı giyip, darmadağın saçlarımla gezinmek istiyorum özgürce.  Kimseyi görmeden, duymadan.

Hayali bile iyi geldi :)

Biraz geç oldu farkındayım ama ancak vakit bulabildim düşüncelerimi yazmaya. E malum yeni yıla girme faslı, home party falan vakit alan şeyler.. Ama fazla uzatmadan giriyorum lafa :)
Geçtiğimiz çarşamba çok yoğun bir programım vardı. Sabah hastane, sonra notebook servisi, sonra Yahşi Batı’ nın basın gösterimi. Sabah 07.00 de kalktım ve maroton başladı !
Nedense tüm günüm saçma bir şekilde aksiliklerle doldu taştı. Gösterim 14.00 te. Saat 13.30 ve ben hala Cihangirdeyim ! Neyse koştura koştura Taksim meydan, metro derken son 2 dakikada salona girmek kısmet oldu.. Önümde kocaman bir adam, içerisi karanlık, nefes nefeseyim.. Önümde, geçecek yer yok. Azarlar gibi ” Müsade eder misiniz?!” diye çemkirdim. Bir döndü, Cem Yılmaz! Gayet kibar bi şekilde “Buyrun efendim” dedi. Evet çok utandım..Tahmin edersiniz ki ben bu olaydan sonra filmi eleştiremem :)
Şaka bir yana, gerçek anlamda filmde eleştirilecek bir yan bulamadım. İnce espriler, şık geçişler beni yeterince tatmin etti. Araya girerken “işin yoksa 10 dakika ara”, konuşmalar ingilizceden tükçeye dönerken dvd menüsü gibi bir menünün ekrana gelmesi gibi güzel ayrıntılar, yeni fikirler beni çok memnun etti.
Klasik Cem Yılmaz esprilerine pek rastlamamak ayrıca sevindirdi. Yeni espriler beklemediğiniz bir anda sizi vurunca ne olduğunuzu şaşırıyorsunuz. Müzikler bir harikaydı . Kıyafetler muhteşemdi. Filmin en güzel sahnelerinden biri kızılderili kabilesinin resinin Cem Yılmaz için ettiği duaydı. Ciddi bir yüz felci tehlikesi ile karşılaştım, karnıma sancılar girdi, gülme çizgilerim derinlik kazandı. Tüm salon susmuştu ama ben katıla katıla gülmeye devam ediyordum. Demet Evgar’ ın biraz geride kaldığını düşünüyorum filmde, ben daha aktif bir rolü olduğunu düşünmüştüm. Ozan Güven gayet başarılı bir performans sergilemiş. Zafer Algöz “kötü adam” rolünün hakkını vermiş. Dilek Çelebi’ nin konuştuğu her cümle beni benden aldı, ses tonu süperdi.
Şöyle bir ayrıntıyı belirtmeden geçmek istemiyorum, filmden çok şey beklemiyordum belki de bu yüzden çok memnun bir şekilde ayrıldım salondan. Genel olarak güzel bir filmdi, hoş espriler hakimdi. Sıkıcı yerleri vardı. Her filmde vardır. Ama güzeldi.
Beni asıl memnun eden Cem Yılmaz’ ın gerçekten ince tavırları oldu. Bir çok filmin basın gösterimine, galasına katıldım. Bir çok oyuncu, yönetmen ile karşılaştım buralarda. Fakat Cem Yılmaz yine kibarlığını gösterdi.. Film başlamadan önce Ömer Faruk Sorak ve Cem Yılmaz perdenin önüne geçtiler, Cem Yılmaz çok kısa -tabi ki esprili- bir konuşma yaptı. Gelen herkese teşekkürlerini belirtti. Sonrasında bizimle beraber izledi filmi.
Son cümle olarak; ben keyifle izledim .. Gidip görün derim.