Mor Kedi Patisi

Etiket Arşivi: » yemek «

Uzun zaman süren beraberliklerde yıl dönümleri kutlamak bir süre sonra gerçekten zorlaşıyor.

Yapılacak her şey yapılmış, gidilecek yerlere gidilmiş, yemeklere çıkılmış, eğlenilmiş, evde kutlamalar yapılmış vs.

Tüm bu yıl dönümleri planlarını ise sevgilim Gergin`e paslamışımdır.

Bu yıl ise görevi bana devretti. Benim organizasyonları her zaman mahvettiğimi, kesinlikle eksik bir şeyler olacağını ya da yanlış zamanlama yüzünden bir şeylerin patlayacağını bile bile … ve son 2 hafta kala !!!

Bir önceki yılı evde yemek hazırlayıp, şarap içip, muhabbet ile kutlama yaptığımız için böyle bir plan yapıp ucuz kurtulmam mümkün değildi…

Günler geçmeye başladı ve aklıma ise tek bir şey dahi gelmiyordu!  Ta ki sevgili arkadaşım Gabriela`nın facebookta paylaştığı blog yazısını ve gerçekleştirdiği kampanyayı görene dek.

Hemen yazıya sorunun cevabı ile birlikte yorum bıraktım tabi ki. Ve Gergin`i taciz ettim yorum bıraksın diye. (Evet bunu yaptım ne var?!)

Yalan yok pek umudum yoktu kazanacağımıza ama denemekten ne çıkar ki dedim.

Veeeee Gergin`in yorumu seçildi!

Ne kadar sevindiğimi tahmin edebilirsiniz herhalde! Tek sorun hafta içi konaklanacak olmasıydı. Ama olsun dedik. Pazar günü için güzel bir plan yapar, Pazartesi The Pera`da kalırız diye düşündük… Yıl dönümümüz ayın 22`sinde olduğundan 21 için rezervasyonumuzu yaptırdık.

Rezervasyon yaptırdık ama bizi bir sürpriz daha bekliyordu; Cumartesi gecesi rezervasyon yoğun olmadığı için bizi Cumartesi gecesi ağırlamak istiyorlardı !

Cumartesi günü için, Pazar gününe de sarkan güzel bir plan yaptık Gergin ile. Sabahtan yollara düştük. Akşam üzeri Pera`ya gidip giriş yaptık.  Tüm gün oradan oraya gittiğimiz için inanılmaz yorgunduk.

Bu arada The Pera`nın yeri çok rahat bulunabilir. Tam Şişhane Metro durağının çaprazında kalıyor. :)

Lobiye girdiğimizde ismimizi söyledik ve rezervasyonumuz olduğunu belirttik. Ve fakat rezervasyonumuzun olmadığını söyledi lobideki arkadaş. Erdal bey`in haberi olduğunu söylediğimizde ise her ne kadar inanmasalar da kibarlıklarından bir şey kaybetmeden bizi boş bir odaya yerleştirdiler.

Minicik, kutu gibi bir oda, ama tertemiz. Minnacık, pırıl pırıl bir banyosu var. Tam çantamı bir kenara koydum, perdeleri kapattık, biraz uzanıp sonrasında eğleneceğimiz mekana geçicez kapımız çalındı.


Kapıda bizi odaya çıkaran görevli, biraz da utana sıkıla ufak bir yanlışlık olduğunu belirterek bizi asıl odaya çıkarttı.

Odaya girdiğimizde bizi inanılmaz bir manzara karşıladı. Karşı kıyı, Galata Kulesi tamamen ayaklarımızın altında. Kocaman, ferah bir oda…

(Fotoğraf çekmek ayrı bir meziyet olduğundan ve ben bunu pek beceremediğimden kusuruma bakmayın lütfen.)


Bir süre camdan dışarıyı izledik, muhabbet ettik. Ben tabi bu esnada bir kaç fotoğraf daha çektim.


Öncelikle her yer pırıl pırıldı. Daha önce bir çok otelde konaklama şansım oldu ve bi sürü şey ile karşılaştım. Bunun için en çok temizliğe takıntılıyım.

Sanki haftalarca kalacakmışız gibi özellikle banyonun temizliğini kontrol ettim diyebilirim.

Fotoğrafı da yamuk yumuk çekmişim, idare edin :)

Bir kaç saat odamızda dinlendikten sonra programımıza devam etmek için çıktık The Pera`dan…

Gece 3 gibi geri döndük.

Lobide yine kibarca karşılandık. Sabah kahvaltısının 10:00 `a kadar devam ettiğini hatırlattılar.

Tabi ki kahvaltıya kadar uyanamayacağımız kesindi. Ayrıca yatak o kadar rahattı ki uykuya doyamadım.

Ancak 11:00 gibi kalkıp toparlanmıştık.  Zaten check out 12:00`ye kadar olduğundan “E gidelim bari” dedik.

Lobiye inerken tabi başka odaların önünden de geçtik, fırsat bu fırsat başka bir odanın daha fotoğrafını çektim. Saat 11:00`de bütün odalar toparlanmış, havalandırılmıştı.

Tabi biz kahvaltıyı kaçırdığımız için çıkış yaptırıp oteli terk ettik.

Çay kaşığı koleksiyonu...

Gerçekten iyi bir şekilde ağırlandık, keyifli, rahat bi gecenin ardından harika bir uyku çektik.

Gittiğimiz mekanlara yakın bi yer olduğundan rahat rahat gezdik tozduk. The Pera`da tek kişilik, çift kişilik (tek ve çift yatak seçimleri ile) ve üç kişilik oda seçenekleri olduğunu belirtmeden edemiycem.

Ayrıca The Pera`nın her köşesi ince bir zevkle döşenmiş. Ferah, sempatik ve huzur verici.

Ne şirin di mi dekorasyon ^^

İstanbul`da yaşayıp gece geç saatlere dek Taksim`de eğlenmek isteyip “Eve nasıl dönücem o saatten sonra?” diye düşünenler, İstanbul dışından gelip “Konaklayacak temiz, rahat, güvenli bir yer nereden bulucam?” diyenler,  sevgilisine, eşine güzel bir gece yaşatmak isteyenler, işte aradığınız yer diyebilirim gönül rahatlığı ile.

E son olarak adres ve telefon numarasını da vereyim bari tam olsun :)

Adres: Meşrutiyet Cad. No: 113 Beyoğlu İstanbul
Tel: 0212 292 50 00

Eh birde sitesinin linkini vermiş olayım.

Benden artık bu kadar, gerisi size kalmış. Beni dinlerseniz pek geç kalmayın bu keyifli mekanı keşfetmek için.

Hoşçakalın :)

“De’leri ayırmayanları vuralım” cılar.

“Sokaktan kedi almayanları öldürelim” ciler.

“Açık seçik fotoğraflar koymayın amaaa” cılar.

“Kendimi ancak meme, götle ifade edebiliyorum” cular.

“Ben dünyanın en güzel garısıyam” cılar.

“Ay çok kilo aldım nasıl vericem”ciler.

“Saçımı yeni boyattım nasıl olmuş?”çular.

“Ay bu ayakkabılar, çantalar vs.ler ne güzeeeel” ciler.

“Ben herkeslerden ahlaklıyım” cılar.

“Ay ne yesem?”ciler.

“Bugün bunu yedim, bunu giydim, bunu okudum” cular.

“Çok romantik, duygu seli, düşünceli, mağrur bi erkeğim ben” ciler.

“Çok çapkınım oğlum ben” ciler.

“Ben senin bildiğin kızlardan değilim” ciler.

“Ben var ya hepinizi suya götürür susuz getiririm” ciler.

“Hepiniz salaksınız ben zekiyim” ciler.

“En iyi fotoğrafı ben çekerim” ciler.

“Ben süper bloggerım” cılar.

“Tüm bloggerlar açtır!”cılar.

“Beleş dayak bulsam zıplarım” cılar.

“Etliye sütlüye karışmam ben” ciler.

Devamı… Belki sonra.

Bilenler biliyor, benim iki tane kedim var.  Yukarıda ki fotoğrafta ki kızım Misha …

Konumuz bu değil aslında, çünkü Misha ev kızı olduğundan yarattığı tek sorun ayak altında gezmesi, devamlı kendini sevdirme çabaları falan :)

Konumuz Çiko… Güzel kara oğlum …

Çiko 3 yaşında, kısırlaştırılmış bir Erkek.

Evde doğdu ve evde büyüdü 1,5 yaşına kadar … Kısırlaştırılmadan bir süre önce sokağa gidip gelmeye başladı.

Bir gün gitti 15 gün gelmedi. Geldi gitti geldi gitti geldi …

Sokağa çıkmaya başladığından beri 3 gün üst üste evde kaldığı hiç olmadı :(

Bu da yetmezmiş gibi her geldiğinde Misha’yı dövdü :( Dövmeye devam ediyor …

Hepsine eyvallah dedik, eve devamlı pire taşımasına, Misha’yı kaçırmasına (Allahtan Misha depresyon yapmıyor), keyfi gelince eve gelmesine, evde yemek yemeyip, su içmeyip bu ihtiyaçlarını dışarıda karşılamasına. Hepsine eyvallah dedik.

Eve geldiğinde muhakkak koynumuzda uyur, kendini sevdirir, yatıp uykuya daldı mı sabaha kadar kalkmaz yattığı yerden, iyice dinlenir bi tanem. Sonra sabah bizi yolcu eder ama her defasında ağlar arkamızdan :( Yine de akşam gelmez bizimle eve çoğu zaman… Ona da eyvallah diyoruz haliyle. Anlayacağınız beyimiz bizi pek yorgun olduğunda otel niyetine kullanıyor :)

Sokakta ağaçlara tırmanıyor, diğer kedileri dövüyor, yemeğini yiyor, topraklarda debeleniyor. Sokakta mutlu Çiko, evde duramıyor, durmak istemiyor, çıkana dek kapıda ağlıyor…

Biz alıştık buna, Çiko nasıl mutluysa önemli olan o dedik her Gergin’le.

Ama şimdi Çiko açısından çok büyük bir değişiklik söz konusu.

Büyüdüğü, bildiği, tanıdığı, alıştığı evinden, sokağından taşınıyoruz.

Cihangir’de olmanın avantajıyla ve rahatlığıyla yaşadık hep. Her yer merdiven burada. Rahatlıkla kendine yer bulabildi Çiko sokakta, fazla araç olmadığından korudu kendini.

Yeni taşınacağımız yer büyük ihtimalle şuan ki gibi bi yer olmayacak. Bahçeli ev bulmak zor hatta imkansız.

Sokağa gidip gelen kedileri olanlar yeni eve taşındığında hep olumsuz tecrübeler yaşamışlar.

Ya giden kedileri gelmemiş bir daha ya da ezilmiş :( İki ihtimalde korkutucu geliyor.

Biliyorum evde kalmayacak Çiko, izin vermediğimiz sürece mutsuz olacak, ağlayacak, izin versem gerçekleşmesi muhtemel olasılıklardan gözüme uyku girmeyecek. Cihangir’de bırakıp gitsek her zaman Çiko’ yu terkettim diye hayıflanacağım, çok özleyeceğim.

Bahsettiğim kötü tecrübelerden birini yaşamış biri “Bencillik yapma sevdiğin için” dedi bana.

Şimdi bilemiyorum ne yapacağımı ve günlerdir kötü rüyalar görüyorum.

Onu götürüp mutsuz etmek, kötü olasılıklara hep hazırlıklı olmak mı, yoksa burada bırakıp mutlu olmasını ummak mı daha doğru bilmiyorum.

Ne yapacağımızı bilmiyoruz Gergin’le. Konuşup konuşup bir sonuca varamıyoruz.

Bizimle aynı durumu yaşamış kişiler var mı aranızda ? Sonuçları ne oldu ? Ne yapmak lazım ?

Önerilerinize, tecrübelerinize gerçekten ihtiyacım var…

Gerçekten …